Kategori arşivi: aydınlanma

aydınlanma karşıtlığı

Aydınlanma çağıyla tamamen dogmatik olan düşünceler yıkılıp yerine yeni, akılcı, yenilikçi, bilimsel doğrular koymaya çabalanıyor.

Romantizm ise aydınlanmanın her ne kadar bilimsel ve doğruluk payı yüksek olsa da bir takım bilgileri, değerleri dayatmasına karşı çıkıyor ve ortaya tamamen farklı, kurallara, akla, kısıtlamalara bağlı kalmayan düşünceler atıyor. Bu düşünceler tamamen iç güdülerle, hislerle, duygularla aktarılıyor.

Ben de alttaki siyah dörtgenlerle aydınlanma çağının, klasizmin net, rasyonel yanını, üzerindeki çeşitli simgelerle de o çağın bilime, doğruluğa yakınlığını anlatmaya çalıştım. yükseldikçe renklenen, özgünlüğü artan, biricikleşen şekiller ise aydınlanmanın önüne geçen, ona karşı bir duruş sergileyen romantizmi temsil ediyor.romantizm

aydınlanma

Aydınlanma çağı denince aklımda beliren ilk şey; insan zihninde çakan şimşek ve “Buldum!” nidası.

Bunun yanında, alışılagelmiş olan, aydınlanma döneminden önce aksinin düşünülmesi olası bile olmayan olguların, fikir dahi denemeyecek, saplantı halindeki dogmatik düşüncelerin artık reddedilişi, reddedilmeye başlanması.

Eskiden sorgulanmayan, sorgulanamayanın sorgulanıp ufkun genişlemesi, dayatılan, kabul ettirilen tekdüze düşüncelerin yerini bilimin, araştırmanın ve belki de en önemlisi “öznel” fikirlerin alması.

illüstrasyonda da anlatmak istediğim aslında herkesin kabul etmek zorunda olduğu, etmiş gibi göründüğü karanlık, her biri birbirinin aynı, tek renk, düzenli, geleneksel çizgilerden bir anda koparak, kopmaya başlayarak bilgi ve özgür düşünce için renklenen, yenilenen düşüncelerdir.

Romantizm / Aydınlanma Karşıtlığı

ŞevinK. Romantizm

Aydınlanma filozoflarının insanın sadece aklı üzerine yoğunlaşmaları onun dışında insani hiç bir olguyu önemsememelerine karşın romantizm akımı doğuyor.

Romantikler aydınlanmacıların akıl, mantık ve bilimdeki inanışlarına, varlık olarak insanoğlunu reddettikleri anlamını yükleyip, onlara duygu, his, coşkunluk ve bireysellik kavramlarıyla savaş açıyor. Ana araçları ise doğa.

 

Çalışmamda ben, duyguların aklın denetiminden sıyrılarak içgüdüsel bir biçimde dışa vurulmasından bahsettim.

 

Akıl ve bilimin esaretinde kalmış bir nevi robot olarak görülen insanın histen, hissetmekten kendini alamayacağını, bunun onun doğası olduğunu, herşeyin bilimden, kusursuz düzeneklerden ibaret olmadığını, doğanın, rengin, duygunun, içtenselliğin reddedilemeyeceğini anlatmak istedim.

 

ROMANTİZM AYDINLANMA KARŞITLIĞI

Romantizm akımı 18.yüzyılın sonunda Aydınlanma Çağı’na tepki olarak Almanya’da başladı ve zamanla tüm Avrupa’ya yayıldı.Fransız devriminin bir önemli ürünü romantizm akımıdır.Ama romantizmin baş düşmanı da Aydınlanma’dır.Aydınlanma akımının yanlıları akılcılığa takılıp kalarak insanın oluşum ve gelişiminde büyük rolü olan ruhsal yaşam konusunda ilgisiz kalıyorlardı.Romantizmde; Aydınlanma çağında ki insanları tümüyle eşit kılarak genelleştiren akla karşılık duygu , gelenek,tarihe bağlı tek ve eşsiz bireyler olması istendi.

Bu çizimim de Aydınlanma Çağı ve Romantizmin karşıtlığını simgelemek istedim.Aydınlanma Çağında ki her şeyden üstün görülen aklın,romantizm akımıyla etkisini kaybettiğini ve insanın ruh yaşantısının,hayallerinin,duygularının,doğanın önem kazandığını gösterdim.Eli insan olarak düşündüm.Doğa,duygu,edebiyat,hayal aklı yönetiyor.Akıl duyguların sahibi değil.

Aydınlanma Çağı

IMG_6172 2

‘Aklını kullanmaktan korkma,aklını kullanma cesaretini göster. Aklını, kendin kullanma cesaretini göster. Kendi aklını kullanma yeteneğini göster. Yüreklice düşün. Özgür düşünmeye,zekanı kullanmaya özgür düşünmeye ve özgürce hareket etmeye cesaret et. Parçala beynindeki kölelik zincirlerini ve bilgilen.’

Bu çizimimde insan aklını beyin ile nesneleştirdim. Aydınlanma çağındaki icatları,o zamanın düşünürlerinin felsefelerini,müziği,eserleri teker teker yapmaktansa hepsini bir ‘ışık’ olarak gösterdim. Ve bu ışık sayesinde insan zihnin karanlık kalıplaşmış biçiminden çıkıp ufkunun açılmasını anlatmaya çalıştım. Bu ışık sayesinde zihnimizdeki yıkılan her tabu yerine renklerin aldığını gösterdim. BAŞAK GENCE

Aydınlanma Çağı

Tasarım tarihi

Aydınlanma Çağı denince aklıma, Aydınlanma Çağı’nın felsefesini ortaya koyan Kant’ın akıl konusunda söyledikleri geliyor. Böyle düşünen bir insanın yaşam biçimine baktığımdaysa, gününün her dakikasını mükemmel bir İsviçre saatinin dakik işleyişiyle düzenlediğini, tüm hayatını planlayarak geçirdiğini görüyorum.

 

Çalışmamda Aydınlanma Çağı’yla birlikte insanların değişip din gibi sorgulanamayan bir kavram çerçevesinde değil de saat gibi kusursuz işleyen kendi akıllarıyla düşünmeye başladıklarını göstermek istedim.

 

Aydınlanma Çağı

Aydınlanma çağı, 18. yüzyılda Batı toplumlarında ortaya çıkan bir düşünsel gelişim dönemidir. Baskıcı ve dogmatik fikirler bırakılmaya başlanmış, bunların yerini akılcılık, bilim ve felsefe almıştır.

Ben de bu çizimimde o dönemde oluşan yenilikleri (astroloji, deney, sanat, matematik, sanayileşme vs) dünya etrafında bir araya getirerek bir kompozisyon oluşturdum.

Tuğçe Özkurt

çizim

Aydınlanma Çağı

Aydınlanma ÇağıAydınlanma çağında her konuda akla öncelik tanıyan bir düşünce sistemi vardır. Düşüncelerinin merkezine aklı, cesareti ve gelişmeyi koydukları için, din ve tanrı etkenleri ortadan kaldırılmıştır. Önemce din ikinci sıraya düşmüş, akıl birinci sıraya yükselmiştir.

Yaptığım çalışmada; Aydınlanma çağından önceki dönemde, insanların kafalarındaki din oluşumunu gösterdim. Yeniden doğuşu simgeleyen toprak ve çimler ile bir bağlantı kurdum.Rönesans ile birlikte yavaş yavaş gelen aydınlanma çağının oluşumunu ve aklın ön plana çıkışını ufak bir simgeyle göstermeye çalıştım.

Aydınlanma Çağı ve Elma

elmaAydınlanma Çağı hakkında bir şeyler karalamak için kağıdın başına geçtiğimde bir dönemi belli aralıklarla sınırlandıramayacağımı, çağları birbirinden ayrı düşünmenin yanlış olacağını fark ettim.

Geçmişi antik çağlara kadar uzanan hümanizmin tam olarak anlamını bulduğu bu dönemin provası Rönesans’la yapılmıştı. Kitap basımı ile bilgi daha kolay yayılmış, Katolik kilisesinin baskısından ve yanlış düşüncelerinden bıkmış halk Lutheryanizm gibi değişik arayışlara yönelmişti. Dönemin sanatçıları belli kalıpları yıkarak yeni teknikler denemiş, mimaride Antik medeniyetlerin estetik anlayışı benimsenmişti. Rönesans’ın sonraki kuşaklara bırakacağı miras elbette bulunmaz bir nimet olacaktı.

Aydınlanma çağı ile doğa hümanizmi ön plana çıkmıştı. John Locke ve Kant gibi filozoflar düşüncelerini kendi dillerinde anlatmış, felsefe halka ulaşmıştır. Ayrıca kapitalizmin bu dönemde ortaya çıktığını düşünüyorum. Amerika ve uzak karaların keşfiyle beraber gelişen ticaret kendi burjuvazisini yaratmış, kişiler ekonomik bağımsızlıkları ile kendilerini geleneklerin üzerinde görmüştür. Yeni dünyaların keşfi köleliği beraberinde getirmiş, yine sömürgecilik bu dönemde ortaya çıkmıştır. Magna Carta ile ortaya çıkan demokrasi bilinci bu dönemde tabandan tavana gelişim süreci göstermiştir. Fransız ihtilali bu süreçteki önemli basamaklardan biridir. O dönemde edebiyat, sanat ve müziğin en iyi örnekleri ortaya konmuş, bilimsel çalışmalar hız kazanmıştır. Sanayi devriminin temelleri atılmıştır. Bütün bu kültür ışığı altında aydınlanan Avrupa’nın, atalarından aldıkları bu hazineyi en iyi şekilde değerlendirdiği söyleyebilirim.

elma2

Çizimde ise bu dönemi ağaçla sembolize ettim. Meyveler dönemin sanat, müzik, edebiyat, coğrafya ve bilim anlayışını işaret ediyor. Ayrıca bulunduğu yüzyılın karakterini yansıtan çizgilerle tasarlanmış nesnelerde var. O dönem askeri üniformaların tamamlayan üçgen şapka, kimyagerlerin kullandığı deney tüpleri ve boruları gibi. Ağacın kökleri miras aldığı Rönesans’a uzanıyor…